Dost acı söyler de… Düşman değil, DOST yararlansın diye!
Geçen Ağustos ayının sonunda, Bursa merkezli Misyon gazetesinde, Gürçay Cem imzalı “DOST birliği ve birilerinin gizli gündemi” başlıklı bir yazı yayımlandı.
Bu yazıda, DOST Partisi ve Hürriyet ve Şeref Halk Partisi arasında, Bulgaristan genel seçimlerinden önce kurulan DOST Birliği koalisyonunun “gizli gündemle” kurulduğu ve buna Türkiye'deki bazı görevlilerin destek olduğu eleştirisini yapılıyor. Yazar, “Seçimlerden önce iki ülke arasındaki koordinasyonu sağlayan siyasi yetkili bahsettiğimiz bu kurumlardaki bazı görevliler tarafından yanlış yönlendirilerek bu DOST birliğine gidilmesini dayatmıştı.“ cümlesini kullanıyor.
Yazarın iyi niyetinden hiç şüphem yok, fakat bazı iddialar delillerle dayandırılmadan çok dikkatsizce ortaya atıldığı için, buradan şu sonuç çıkıyor:
DOST Birliği koalisyonunun kurulmasını, bazı görevlilerin yönlendirmesiyle, Türkiye’den bir siyasi yetkili dayatmış…
Pes doğrusu…
Yazının devamında, DOST Partisi içindeki bir üst görevliden bahsederken, şu çarpıcı ibare dikkat çekici:
“Ancak partinin içinde üst görevde bulunan bir zat bunlardan çok daha büyük zarar vermiştir.
Başından beri parti çıkarlarından çok kendi çıkarlarının peşinde koşan bu kişi parti destekçilerinden de ciddi tepkiler almıştı.
Bundan dolayı kendi seçim bölgesinden iki buçuk oy bile alamamıştır.
Bu zattan dolayı partinin en çok oy beklediği Kırca(a)li’de bile partiye karşı güvensizlik oluşmuş ve orada beklenenin çok altında oy çıkmıştı.
Ama bu kişi en büyük zarari(ı) buradaki karar vericilerin partiye karşı güven bunalımı yaşanmasına sebep olduğu için vermiştir.
Buradaki kuramlardan bazı görevliler ile çevirdikleri dolaplar tespit edilmiş ve bunların çevirdiği oyunlar partinin en üst yönetiminin bilgisi dahilinde yapıldığı intibasının oluşmasına sebep olmuştur.
Ancak daha sonra bu dönen dolaplar bu kişinin kendi tasarrufunda olduğu ve parti üst yönetiminin bu olaylarla bir bağlantısının olmadığı anlaşılmıştır.
Genel başkan vakit kaybetmeden bu kişinin yetkilerini almalı, hatta ilk fırsatta partiden ihraç etmeli.
Bunu yapmakla parti hiç birşey kaybetmez, bilakis partiye karşı güven artar.
Ülkemizdeki bağlantıları konusunda da sıkıntı yaşanmaz zira burada iş çevirdiği bürokratlar da deşifre oldu.
Bunların hepsi tasfiye edilecek, hatta bazıları hakkında kovuşturma yapılacak…”
Bu ibarede, bir DOST Partisi üst yöneticisi ile Türkiye de görevli bazı bürokratların “dolaplar çevirdikleri” anlaşılıyor.
Bundan Bulgaristan’da herkes şu sonucu çıkardı:
Bir DOST Partisi üst yöneticisi ile Türkiye de görevli bazı bürokratlar, Türkiye devletinin kasasından aldıkları bir miktar parayı, Bulgaristan’daki seçim kampanyasında kullanmayıp, aralarından paylaşmışlar.
Fakat bu yolsuzluğu yapanların isimleri açıklanmadığı için, tüm DOST Partisi üst yöneticileri ve Türkiye’deki tüm bürokratlar töhmet altında bırakılıyor.
Bir bildiğin varsa delilleriyle ortaya koyar, failler hakkında suç duyurusunda bulunursun.
Peki… Elinde bir delil yoksa… Buradaki amaç nedir?
Nitekim DOST Partisi Kırcaali ilçe Başkanı Raşit Raşit, bu konuya balıklama atlıyor, “Ben burada yokluk içinde parti çalışmalarını yürütmeye çalışıyorum, adamlar malı götürmüş” düşüncesiyle olsa gerek ki, kendi Facebook profilinde, yazının DOST Birliğinin diğer ortağı ile ilgili ilk kısmını pas geçerek, kendi partisindeki üst yöneticiyi karalayan kısmını paylaşma gereği duyuyor.
Buda DOST Partisi içinde ve dışında çeşitli tartışmalara vesile oluyor; kimisi “Bulgaristan seçimlerden önce DOST Partisine Türkiye’den 60 milyon dolar geldi”, kimisi “25 milyon Euro”, kimisi “20 milyon Euro” vs gibi rakamlar telaffuz ediyor.
Oysa DOST Partisi, seçim kampanyasını çok cüzi rakamlarla yürüttü…
Gönül verdiğiniz bir parti içinde yolsuzluk, usulsüzlük varsa delilleriyle, belgeleriyle ve tanıklarıyla tabi ki ortaya koyarsınız. Dedikoduya veya yürütülen çeşitli algı operasyonlarına kanarak, - bilinçli veya bilinçsiz- “DOST Partisinde yolsuzluk var” tezini, sosyal, yazılı veya görsel medya yoluyla yayılmasını hiç şık bulmuyorum.
Nitekim DOST Partisi Başkanı Lütfi Mestan, Misyon gazetesine şu “Cevap hakkı” yazısını gönderme gereği duymuştur:
“Misyon Gazetesi, kuruluşundan itibaren Bulgaristan kamu ve siyasi gündemini, Bulgaristan ile Türkiye arası ikili ilişkilerde en önemli konular hakkında geniş okuyucu kitlesini bilgilendirerek, önemli bir görev yapmaktadır.
Bu bağlamda, DOST Partisi Genel Başkanı olarak, Misyon Gazetesi'nin Yayın Kurulu'na DOST Partisi'nin yürüttüğü siyaseti objektif ve tarafsız bir şekilde yansıttığı için teşekkürlerimi sunuyorum.
- Gazetenin son sayısında, “DOST Birliği ve birilerinin gizli gündemi” başlığı ile çıkan bir köşe yazısında yer alan yanlış ve doğru olmayan açıklamalardan dolayı, doğan cevap hakkımı kullanıyor ve DOST Partisi olarak bu iddialardan, kendimizi ayrı tuttuğumuzu açıklıyorum.
- Bahsi geçen yazıda, DOST Partisi yönetiminden adı açıklanmayan bir üye hakkında doğrudan suçlamalar yer almaktadır. Söz konusu üye her kim olursa olsun, DOST yönetiminden birisinin, kendi şahsi menfaatleri için çalıştığı iddiasını kabul edemeyeceğimi beyan ediyorum. Bilinçli olarak da, DOST’un tüm genel başkan yardımcılarının isimlerini sıralayacağım – Şabanali Ahmed, Hüseyin Hafızov, Aydoğan Ali, Mehmed Hoca, Prof. Dr. Mariana Georgieva ve bu isimlere Ventzislav Kaymakanov’ u ve YK’ nın diğer üyelerini ilave edeceğim. Bu kişiler, son derece kritik olan, Aralık 2015 – Ocak 2016 döneminde, kendi şahsi çıkarlarına ve rahatlarına sırt dönerek ve HÖH’ teki garantili siyasi kariyerlerinden vazgeçerek, DOST’un davasını üstlendiler ve zor yolu seçtiler, kendi menfaatlerini düşünmeden, seçmene hizmet etmeyi seçtiler.