DOLAR 45,5488 0.25%
EURO 53,0472 -0.21%
ALTIN 6.659,85-1,96
BITCOIN 36697361.39591%
Kırklareli
17°

AÇIK

SABAHA KALAN SÜRE

Türkiye, devlet aklıyla mı, yoksa hemşerilik aklıyla mı yönetiliyor?

Türkiye, devlet aklıyla mı, yoksa hemşerilik aklıyla mı yönetiliyor?

ABONE OL
8 Mayıs 2026 13:55
Türkiye, devlet aklıyla mı, yoksa hemşerilik aklıyla mı yönetiliyor?
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Son yıllarda, özellikle Türkiye’nin  Batı bölgelerinde, devlet yönetimindeki temsil adaleti üzerine ciddi tartışmalar yaşanmaktadır. Kamuoyunda zaman zaman “Memleketi Lazlar ve Kürtler yönetiyor”  vs gibi etnik temelli hatalı tanımlamalar yapılsa da, meselenin özü aslında devletin karar mekanizmalarındaki coğrafi dengesizlik ve liyakat tartışmalarıdır.

Bakanlar Kurulu ve Valiliklerde  Karadeniz ve Doğu bölgesi kökenli ağırlığı

Mevcut yönetim tablosuna bakıldığında, coğrafi kökenlerin dağılımı dikkat çekici bir tablo ortaya koymaktadır. Yakın zamana kadar 19 kişiden oluşan Bakanlar Kurulu’nun %47,3’ü Karadeniz kökenli isimlerden oluşmaktaydı. Son değişikliklerle bu oran %42,1’e gerilese de, Doğu Karadeniz kökenlilerin hakimiyeti devam etmektedir.

Daha da çarpıcı olanı, Türkiye nüfusunun yarısından fazlasının yaşadığı, sanayi ve eğitimin merkezi olan Marmara ve Ege bölgelerinden kabinede tek bir temsilcinin dahi bulunmamasıdır. 10 milyonluk Akdeniz bölgesinden ise yalnızca bir bakan görev yapmaktadır.

Yerel Yönetimlerdeki Tablo

81 il valisinin bölge kökenlerine bakıldığında da benzer bir yoğunlaşma görülmektedir:

  • Karadeniz: 23 Vali
  • Doğu ve Güneydoğu Anadolu: 21 Vali
  • İç Anadolu: 18 vali
  • Akdeniz: 10 vali
  • Marmara: 7 vali
  • Ege: 2 Vali

Nüfusları milyonları bulan İstanbul ve Bursa gibi şehirler tek bir vali çıkaramazken, 460 bin nüfuslu Elazığ kökenli 4 valinin bulunması, yönetimdeki “bölgesel ağların” etkinliği sorusunu akıllara getirmektedir. Ocak ayındaki valiler kararnamesiyle İstanbul kökenli tek vali, Trabzon kökenli 5 validen 3’ü birden görevden alındığı için, en çok vali çıkarma liderliği  Trabzon’dan Elazığ iline geçti… Bilindiği gibi Elazığ, Sedat Peker’in “derin Memet” dediği Mehmet Ağar’ın doğduğu ildir.

Siyasi Partiler ve Muhalefet

Temsil krizi sadece iktidar kanadında değil, muhalefet partilerinde de benzer bir yapı sergilemektedir. Meclis’te grubu bulunan veya yeni kurulan partilerin lider kadroları incelendiğinde, Karadeniz  kökenli isimlerin mutlak üstünlüğü görülmektedir. Ankara’nın batısından çıkan lider figürlerinin eksikliği, siyasetin coğrafi olarak dar bir bölgeye sıkıştığının kanıtı niteliğindedir. Örneğin AKP,  İYİ Parti, Yeniden Refah Partisi, Anahtar Partisi vs gibi partilerin genel başkanları Karadeniz bölgesi kökenlidir. Ana muhalefet partisi olan CHP’nin fiili başkanı da Karadeniz bölgesi kökenlidir…

Ekonomik ve Toplumsal Yansımalar

Siyasi temsilin bu denli bölgeselleşmesi, ekonomik gücün el değiştirmesine de neden olmuştur. Geçmişte “Türk ulusal bilinci” ile hareket eden ve  Türkiye’nin Batı bölgesi kökenli olan sermaye gruplarının yerini, büyük ölçüde Karadeniz, Doğu ve Güneydoğu kökenli iş adamları almıştır. Bu durum, sadece ekonomik bir değişim değil, aynı zamanda yargı ve güvenlik bürokrasisindeki atamalarla da desteklenen bir süreç olarak karşımıza çıkmaktadır.

Liyakat ve Adalet Sorgulaması

Yönetimdeki bu coğrafi dengesizlik, kamuoyunda haklı bir liyakat tartışmasını tetiklemektedir. KPSS puanları, mülakat süreçleri ve devlet memurluğuna alımlarda “hemşerilik” bağının liyakatin önüne geçip geçmediği, toplumun vicdanını yaralayan bir soru işareti olarak durmaktadır.

Özellikle son yıllarda yaşanan organize suç olayları, sokak cinayetleri ve toplumsal şiddet vakalarındaki fail profillerinin coğrafi kökenleri ile yönetimdeki ağırlığın kesişmesi, sosyolojik bir inceleme gerektirmektedir.

 Devlet Aklı mı, Coğrafi Hakimiyet mi?

Türkiye’nin modern, çağdaş ve liyakate dayalı bir yönetim yapısına kavuşabilmesi için, devletin tüm kademelerinde coğrafi temsil adaletinin sağlanması elzemdir. Nüfusun, eğitimin ve üretimin büyük kısmını sırtlayan Ankara’nın Batı kısmının yönetimden dışlanması, toplumsal barışı ve devlet aidiyetini zedelemektedir.

Bugün sorulması gereken asıl soru şudur:

Türkiye, ortak bir “devlet aklı” ile mi, yoksa belirli bölgelerin kültürel ve siyasi reflekslerini yansıtan bir “hemşerilik aklı” ile mi yönetilmektedir?

Durmuş Arda

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.


HIZLI YORUM YAP

SON DAKİKA HABERLERİ