Doğduğum Tosçalı köyün DS ajanları
Sağlığım pek iyi olmadığı için yazılarıma epey ara vermiştim. Ancak birkaç gün önce hiç ummadığım bir köydeşimin, totaliter rejimin gestaposu olan DS ajanı olduğunu öğrenince tansiyonum çıktı, nabzım yükseldi, içimden "şerefsize bak sen!" diyerek uykularım kaçtı. Üstelik iki senedir bunu göremediğim için de kendime hayli kızdım...
1985-1989 yıllarında Bulgaristan'daki asimilasyon sürecinde bir Türk olarak aşağılanmam, incinmem, gururumun kırılması gözümün önünden geçti. 1988 yılında, Macaristan'dan kaçma girişimim sonucunda yakalanmam, bir ay Budapeşte'de tutuklu kalmamdan sonra, Bulgaristan'a iade edilmem ve bir hafta da Sofya 6. bölge DS hücrelerinde sorguya çekilmemden dolayı çektiğim acılar, Türkiye'ye göç ettikten sonra ilk senelerde çektiğim zorluklar aklıma geldi...
Azis Murad'ın DS dosyası:
Peki, kimdi bu DS dosyası açılan köylüm? Hiç ummadığım Naslar'daki rahmetli Halil İbrahim aganın oğlu Aziz(Aziz ismi, Bulgaristan'daki kayıtlara genelde Azis olarak yazılır)... Aziz, üniversite mezunu, öyle kendi halinde, sakin, güler yüzlü, ne kokar ne, bulaşır...
Aziz, daha 18 yaşında DS ajanı yapılmış... 18 yaşındaki bir çocuk DS'den ne anlar? Hele Aziz gibi birisi... Ben 18 yaşındayken her genç gibi, kız peşinde ve eğlenmeye bakardım. Aziz'i, ajan olması için DS subayı Gogov'un yanına kim götürdü? Ben şahsen çenesi düşük olan eski "öğretmen" Kotsev'in götürebileceğinden şüpheleniyorum. Aziz, Ahil(Aşil) DS ajanı kod ismini kendisi mi seçti, yoksa kendisine başkası mı empoze etti?
Aziz, güçlü, izzet ve şeref sahibi demektir. Ahil(Aşil) ise, milattan 800 sene önce Homeros tarafından yazılan "İlyada" eserinde, Truva’nın en cesur, en kahraman, en yakışıklısı olarak belirtilmiştir. Hem Azis ismi, hem Ahil DS kod ismi, her bakımdan köylüm Aziz ile karşıtlık oluşturmuyor mu?
Demek ki Aziz'in üniversitede okuyacak kapasitesi yoktu ve üniversiteye de DS kontenjanından girdi...Gerek üniversite yıllarında, gerek iş hayatında hep birileri destek olmuş... Buna rağmen bir belediye başkanı veya bir milletvekili dahi olamadı.
Aziz'in DS dosyasının 2024 yılına kadar açıklanmamasında da bir gariplik var; 29.10.2014, 25.01.2016, 12.06.2018, 04.02.2020, 20.10.2020 ve 08.03.2024 tarihlerinde çeşitli görevler üstlendiği için yoklama yapılmış, DS ajanlığı tespit edilmemiş...
Ancak Aziz'in DS dosyası 04.07.2024 tarihinde yeniden yoklanmış ve DS bağlantısı tespit edilmiş. Garip olan Mart ayındaki ve Temmuz ayındaki yoklama da aynı gerekçeyle yapılmış: 2023 yılında yapılan yerel seçimlerdeki belediye meclis üyeliği...
Dosyalar kanununa göre aktif(hala görevde olan ajan. Bulgarca: действащ агент) istihbarat görevinde bulunanların DS dosyaları açıklanmıyor. Ne oldu da 2024 Mart ayında tespit edilemeyen DS ajanlığı, aynı yılın Temmuz ayında nasıl tespit edildi? Çünkü aynı yılın Temmuz ayının birinde, Hak ve Özgürlükler Hareketi{HÖH/D(p)S}, Delyan Peevski ve Ahmet Doğan grupları olmak üzere ikiye bölündü.
Bulgaristan yeni istihbarat kurumu olan DANS'ın 2013 yılında 1-2 gün başkanlığını yapan Delyan Peevski, karşı grupta kalmayı tercih eden Azis Murad'ı DANS'taki görevinden uzaklaştırma emri vermiş, hemen arkasından Azis'in DS dosyasının yoklanması emrini de vermiş olabilir. Çünkü Peevski'nin DANS'taki bağlantılarının çok güçlü olduğu bilinen bir gerçektir. Bilindiği gibi Peevski, eski DS albayı Angel Krıstev'in torunudur. Görev, deden toruna...
Azis Murad, Temmuz 2024 yılına kadar ajanlık görevine devam etmiş olabilir. Bu nedenle Azis, aşağıda dosyaları açıklanan diğer Tosçalı kökenli ajanların en tehlikelisi olabilir.
Diğer açıklanan Tosçalı kökenli DS ajanları dosyaları...
Şaban Hüseyin Hüseyin, namı diğer şahın Şaban:
Şahın Şaban, 19 yaşında Zuderman(Alman yazar Hermann Sudermann'ın adı olsa gerek) ve Şükriev iki kod adıyla DS ajanı yapılmış. Burada da Hermann Sudermann anısına hakaret vardır. Şahın Şaban da DS kontenjanından üniversite okumuş ve agronom, yani tarım uzmanı mezunu olup; kooperatif başkanı, belediye başkanı, en son köy muhtarı olarak görev yapmıştır.
Şahın Şaban'ı, 1988 yılının Ağustos ayında Çekoslovakya'ya grup halinde yaptığımız bir gezide, daha yakından tanıma fırsatım oldu, birkaç akşam oturup kafa çektik, o zamanki totaliter rejimi öve öve bitiremiyordu, bu yüzden çok tartışmamız oldu, kızdığında "ebenin a.ı" diyerek çekip gidiyordu, o zamanlar hafiften kafayı sıyırmaya başlamıştı. Gezi dönüşü, ben Budapeşte de trenden inip ayrıldıktan sonra, grup yöneticileri beni trende ararken, ajan Zuderman, beni kastederek "Bu gibilerini yurtdışına salarken bize niye sormuyorlar" demiş. DS ajanı Zuderman ile Türkiye'ye göç etmeden 1-2 ay önce, Sütkesiği meydanında karşılaştık, bana keyifli keyifli dönerek, Bulgarca, "Ben sana gittiğin yolun yanlış olduğunu söylemedim mi? dedi, bende kendisine " Ben yolumdan vazgeçmem" dedim. O, bir buçuk sonra benim gittiğim yola geldi...
Şahın Şaban- Zuderman, benden bir buçuk yıl sonra Türkiye'e göç ettiğinde ilk olarak nereye geldi biliyor musunuz? Benim yerleştiğim Lüleburgaz'a... Çünkü Lüleburgaz'da 70'li senelerde göç etmiş kardeş çocukları vardı, bir- iki zaman kaldı, benim de Lüleburgaz'da olduğumu duyunca, totaliter rejimi döneminde çaldıklarıyla çekip gitti Bursa'ya...
Şahın Şaban- Zuderman'n Bulgaristan totaliter rejimi döneminde devlet görevleri yaptığı esnada, Türk asıllı köydeşlerine her türlü alçaklığı yapmış birisi olduğunu vicdan rahatlığıyla yazabilirim
Aynur Ömer Hüseyin, namı diğer Aynur malim:
Aynur malim(muallim), 24.12.1984 yılındaki ilk asimilasyona karşı yapılan yürüyüşün bir gün öncesi organize edenlerin arasına karışıp, komşu köy olan Hallar'a kadar gitmiş, diğerleri birkaç köy daha gezerken o evine dönmüş. Yani gerekli istihbaratı toplayıp evine dönmüş olabilir. Bu olaydan 10-15 gün sonra da DS ajanı olmuş, Artur ve Georgiev DS kod adlarını almıştır. Artur'un anlamı ayı adamdır. Seçtiği DS kod adı, Aynur malime cuk diye oturmuş, kendisiyle hiç karşıtlık oluşturmuyor. Ancak ayılara da biraz hakaret var, çünkü onlar ajanlık yapmıyor.
Artur- ayı adam, 1984-1989 yılları arasında, ibadet edilmesin diye cami önlerinde nöbet tutuyordu. 06.05.1989 tarihinde, iki arkadaşımla Tosçalı medresesine Ramazan bayramı namazına giderken, o, diğer öğretmenlerle birlikte medrese yolunda nöbet tutuyordu, lümpen köy muhtarıyla tartışmamıza da tanık olanlardan birisi de odur. Bu olaydan 10 gün sonra Kırcaali merkezdeki DS ofisine çağrıldım "ailecek yurtdışı pasaportunuz hazır, vizesiz sadece Avusturya ve İsveç'e gidebilirsiniz, Türkiye'ye gitmek istersen vize almanız gerekiyor" dediler. 1989 yılında, Tosçalı kökenli yurtdışı pasaportu alan ilk kişi benim. Benim Türkiye vizem 28 Mayıs günü çıktı, 29 Mayıs günü de Türkiye sınırları açtı...
DS ajanı Artur- Georgiev'e, yani Aynur malime dönersek, 1989 senesinden sonra, o da İstanbul'a göç etti ve orada Aynur Güler adıyla 25 sene öğretmenlik yapıp emekli oldu. Şimdilerde ise ara sıra Tosçalı camisine Cuma namazlarına gidiyor. Kendisini namaz kılarken görsem de, aptes alırken hiç görmedim. Tövbe mi etti, yoksa camiye istihbarat toplamaya mı geliyor? Kendisinden başka bilen yok... 2020 yılında, DS dosyasının çıktığı haberini yaptığımda, Messenger'den nekrofil(ölü sevici) damadına benim mezarıma kürettirecek kadar alçaldı(https://www.arda-tuna.com/2020/02/17/allah-ds-ajani-yakinlarini-gudrun-sendromundan-korusun/)...
(Basın etiği ve kuralı gereği, bazı kelimeleri sansürlemek zorunda kaldım)
Sanki kayınpederini DS ajanı olsun diye Gogov'un yanına ben götürdüm...
Artur kod adlı DS ajanı, kendisi gibi seviyesiz bir damat bulmuş, böyle bir ajanın damadından başka ne beklenir ki?
Turgay Raif Mustafa:
Turgay, dosyası açıklanan en genç Tosçalı kökenli DS ajanıdır. Turgay da 18 yaşında DS ajanı yapılmış. "Emil" DS kod ismini almış, dönemin ünlü şarkıcısı Emil Dimitrov, esin kaynağı olmuş olabilir. Dönemin Bulgaristan Komünist Partisi aktivisti ve köy okulunun müdürü olan babası Raif'in, oğlu Turgay'ın DS ajanı yapılmasında parmağı olmaması düşünülemez. Yani oğlunun DS kontenjanından tıp okumasını istemiş olması büyük olasılık... Turgay, Emil DS kod adını almış ve DS kontenjanından "doktor" olup, daha sonra kulak, burun, boğaz "uzmanı" olmuştur.
Turgay, Tosçalı kökenli dört DS ajanı arasında en masumu olsa gerek...
Totaliter rejimi döneminde, Bulgaristan'da yaşayan Türkler arasında, öyle bir güçlü ajan ağı kurulmuştur ki, neredeyse 4 kişiden biri DS ajanı veya muhbiri yapılmıştır.
Hasan Cesurtürk isimli Facebook takipçimin şu anısı, o dönemi çok iyi özetlemektedir:
"...Geçmişte bunlar hep yaşandı, tarlada aynı gazete kağıdı üzerinde domatesi, ekmeğimizi paylaştığımız kişilerden çok muhbir ve komünistlerin ajanları çıktı(Агент- Ajan). Ben Eskizağra cezaevinde iki siyasi tutuklu yakın arkadaştan birisinin DS ajanı olduğuna tanık oldum..."
Açıkça belirtmek isterim ki, bu alçaklar, şimdi de olsa her adımımızı izliyorlar!
İzlesinler, tek bir canım var, onlardan korkan şerefsizdir!
Yukarıda, dört Tosçalı kökenli DS ajanının dosyaları politikaya karıştıkları ve devlet görevlerinde bulundukları için açıklanmıştır. Aynı köyden daha yüzlerce ajanın ve muhbirin dosyalarının kapalı olduğundan hiç şüphem yoktur!
Durmuş Arda